12 Şubat 2012 Pazar

Merhabalar

        Neden böyle bir başlık attım. Çünkü bu benim ilk yazım. Mutlaka bir çok hatalarım olacaktır. Siz tecrübeli blogger arkadaşlarımın şimdiden affına sığınıyorum. Ayrıca bu bloğu hazırlayıp, yazmam konusunda bana büyük cesaret veren, her türlü desteği veren sevgili "HobiCoffee" 'ye çok teşekkür ediyorum.

         Asıl konumuza gelince hepimiz çocuk sahibiyiz. Olmayanlar ise ileride olacaklardır. Çocuklarımızı büyütürken yaptığımız davranışların, onların gelecekteki yaşamlarını nasıl etkilediğinin bilmem farkında mıyız.? Aşağıda benim ilgimi çeken ve sizlerle paylaşmak istediğim iki kısa hikaye. Buyrun :))



   


           "Kapı komşum David'in beş ve yedi yaşında iki çocuğu var. Bir gün yedi yaşındaki oğlu Kelly'ye benzinle çalışan çim biçme makinasıyla nasıl çim biçildiğini öğretiyordu. Makinayı çim üzerinde nasıl döndüreceğini öğretirken eşi Jan, David'i bir soru sormak için içeri çağırdı. David içeri girince, Kelly makinayı çalıştırdı ve çimlerin ortasındaki çiçek tarhına daldı. Çiçek tarhı bir anda mahvolmuştu. David döndüğünde gördüğü manzara karşısında çılgına döndü. Bütün komşuların çok beğendiği, büyük emek vererek elleriyle yaptığı çiçek tarhı yoktu artık. David tam sesini yükseltmeye başlamıştı ki, Jan dışarıya çıktı ve Davide ''David, çiçek değil, çocuk yetiştirdiğini unutma!'' dedi. 

            Jan bu sözleriyle bize ana baba olarak önceliklerimizin ne olduğunu çok güzel hatırlatmıyor mu? Çocukların kendileri ve benlik saygıları, kırabilecekleri ya da hasar verebilecekleri herhangi bir fiziksel nesneden çok daha önemlidir. Bir futbol topunun kırdığı bir cam, dikkat edilmediği için kırılan bir lamba ya da mutfakta elden kayıp, kırılan bir tabak zaten kırılmıştır. Çiçekler zaten ölmüştür. Verilen bu zararı, bir de biz çocuğumuzu inciterek, yaşam sevincini öldürerek iki katına çıkartmayalım.




         Geçenlerde ünlü bir araştırmacı bilimadamı hakkında bir öykü dinledim. Bir bilimadamının tıp konusunda yeni ve çok önemli buluşları olmuştu. Bir gazete muhabiri röportaj yaparken kendisine, ortalama bir insandan nasıl olup da daha farklı ve yaratıcı bir insan olduğunu  sormuş. Kendisini diğerlerinden ayıran özellik neymiş? Bilimadamı bu soruyu ''iki yaşındayken annem ile yaşadığım bir deneyim nedeniyle'' diye yanıtlamış. Bilimadamı buzdolabından süt şişesini çıkartmaya çalışırken, şişe elinden kayıp yere düşmüş ve ortalık süt gölüne dönmüş. Annesi mutfağa geldiğinde, ona bağırmak, söylenmek ya da cezalandırmak
yerine, ''Robert, ne kadar güzel bir hata yaptın! Daha önce bu kadar  büyük bir süt gölü görmemiştim. Evet, olan olmuş. Şimdi birlikte burayı temizlemeden önce biraz yerdeki sütle oynamak ister misin?'' demiş. O da eğilip, oynamış yere dökülen sütle. Birkaç dakika sonra annesi, ''Robert, bu tür bir şey yaptığında, bunu senin temizlemen ve herşeyi  eski haline getirmen gerektiğini biliyorsun değil mi? Bunu nasıl yapmak istersin? Sünger mi kullanalım, bir havlu ya da bir bez mi? Hangisini istersin?'' demiş. Robert süngeri seçmiş ve birlikte yere dökülen sütü temizlemişler. Daha sonra annesi, ''Biliyor musun, burada yaşadığımız olay, senin iki minik elinle bir süt şişesini taşıyamadığın kötü bir deneyimdi. Şimdi arka bahçeye çıkalım ve şişeyi sula doldurup, senin dolu bir şişeyi düşürmeden taşımanı sağlayalım'' demiş. Küçük çocuk şişeyi boğazından iki eliyle tutarsa, düşürmeden taşıyabileceğini öğrenmiş. Ne güzel bir ders! Bu ünlü bilimadamı daha sonra, o anda bir hata yaptığı zaman bundan korkmaması gerektiğini öğrenmiş. Yapılan hataların yeni birşeyler  öğrenmek için çok güzel fırsatlar olduğunu anlamış. İşte bilimsel araştırmalardaki deneyler de bu temele dayanır zaten. Bir deney başarısız olsa bile, o deneyden çok değerli bilgiler elde edilir. Bütün annebabalar çocuklarına, annesinin Robert'a davrandığı gibi davransalar çok daha iyi olmaz mı?

                                   

4 yorum:

HobiCoffee dedi ki...

Blogun hayırlı olsun. Eminim bize güzel bilgiler verip, keyifli yazılar okutacaksın.

sevgiler

muharremin dünyası dedi ki...

:) çok teşekkür ederim. sayende güzel bir blog olacağına eminim.

CEM AKYUREK dedi ki...

Blogger'a hoş geldin bro, :)
Kütüphanen genişledikçe, sistem oturdukça ve izleyiciler arttıkça bu bir yaşam tarzına dönüşecek. Çok eğleneceğinden şüphem yok ;) Sana tavsiyem yorumlar için kelime doğrulamayı kaldır zira insanlar çok çabuk sıkılıyor. Onay mekanizması olsun ama kelime olayı gereksiz. Yorumlar az kalmasın. Başarılar :)

Meraklı Adamın Not Defteri dedi ki...

Sevgili CEM AKYÜREK,
İyi dilekleriniz için çok teşekkürler. Tavsiyeleriniz benim için çok değerli. Kelime doğrulamayı kaldırdım. Sevgiyle kalın...

Yorum Gönder

Blogumdaki fotoğraf ve yazıların benden izin alınmadan kullanılması ve yayınlanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na aykırıdır.
 
;